10 Nisan 2018 Salı

Şu Anda Ne Giyiyorum ? 15/52

Çok nadir olarak etek giyerim ben ve bugün o nadir günlerden biri.
Üzerimde yeşil pliseli bir etek ve üzerimde de aynı yeşilden beyaz çizgili bir tshirt var.
Bu sorunun amacını bilemedim hiç ama madem başladık bir işe tarihe böyle gereksiz bir not düşebiliriz.

Saklambaç


 

Dün akşam Sinan la Arda saklambaç oynuyorlar.

Sinan yummuş,sayıyor.

Arda : Nereye saklansaaam, nereye saklansaaam ?

           Babaaa nereye saklanayım?

Sinan : Mutfağa saklan .

Arda : Tamam deyip, mutfağa saklandı.

Sonra Sinan aramaya başladı.

Sinan : Arda nereye saklandııı ? Duru’nun odasına mı saklandı acaba ?

Arda : Hayııır . Burdayım.

Sonra çıkıp, sobe sobe sobe diye bağırıyor.

Veee bunun adına da saklambaç diyor.

Komik çocuk yaa .

 

Akılda Kalan Bir Rüyam 14/52

Bu tarz bir rüyam vardır elbet yani gördüğüm günlerde beni pek çok etkileyen ama şu an aynı etkiyi vermiyor ki hatırlayamıyorum.
 Çocukken yani en fazla 7-8 yaşlarındayken sürekli gördüğüm ve beni çok heyecanlandıran aslında korkutan bir rüyam vardı. Hep çok gergin uyanırdım. Şimdi düşününce mantığını çok anlayamasam da bir uzay aracı vardı ,uçan daire gibi bir şey. Onu çalıştırmak için de içine sürekli çiğneyip sakız atmamız gerekiyordu. O yüzden rüyamda çılgınca bir hızda sakız çiğniyor ve bir şekilde araca yakıt
olarak atıyordum. Günlerce art arda aynı rüyayı gördüm. Rüyalarda çok da mantık aramamam lazım belki ama bu rüyanın kesinlikle bir anlamı ,bir şeylerle bir bağlantısı vardı.

30 Mart 2018 Cuma

Herhangi Bir Konuda Kendimi Tutmama Neden Olan Şey Nedir ? 13/52

 Genel olarak bağırıp, çağıran ,hakkını arayan bir tipim. O yüzden pek kendimi tutmam yani tutmazdım. Hep öyle oldum bu yaşa kadar ama yıllar geçtikçe biraz duruldum diyebilirim.
 Eskisi kadar güçlü yada tuttuğunu koparan biri değilmişim gibi geliyor bazen şimdilerde. Bunun adı olgunlaşma mıdır yoksa yorulma mıdır bilemiyorum. Bildiğim tek şey artık daha az mücadele ederek elde etmek ve o elde ettiğim kadarıyla mutlu olmak.
 İçinde yaşadığımız koşullar beni çok sinirlendiriyor aslında. Bundan yıllar önce çok daha kötü koşullardayken kazanılmış hakların ,şimdi o kazanılmış haklarını kullanan geri kalmış zihinler tarafından gasp edilmesi fena halde canımı sıkıyor, içimi acıtıyor. Ama biliyorum ki kendimi tutmayıp, tepki vermem hiçbir işe yaramayacak. Çünkü tek başına başarılabilecek bir şey değil bu .
Ekip işi, toplum işi. Bu konu oldukça sosyolojik bir konu.
 Hayatımın sadece beni ilgilendiren kısmına gelirsek ise beni bugüne dek bir şey yapmaktan alıkoyan tek şey rezil olma korkusu oldu. Bunun son derece yanlış ve kısıtlayıcı olduğunu biliyorum .
Kime rezil olmak bu kadar ürkütür bir insanı ?  El alem fikri neden bu kadar büyük ki zihnimde ?
Hem el alem dediğim o  insanların düşüncelerinin ne kadar sığ olduğunu ,bence toplum için ne kadar da faydasız olduklarını düşünmüyor muyum hep ? Ee o zaman nedir bu onları bu kadar ciddiye alış ?
İşte bu da benim bireysel tez konum. Aslında hepimizin bireysel tez konusu. Genele yayılan davranışların normal kabul edildiği bir dünyada sığ düşünceli o genele yayılmış insanların algıları ve tepkileri de normal kabul ediliyor. Hal böyle olunca da bizim gibi enine boyuna düşünen insanlar kendilerini böyle bir çıkmazın içinde buluveriyorlar.

Sevdiğim Yerler 12/52

 Sevdiğim yerler çok fazla çünkü ben yeni yerleri seviyorum ve onlar da haliyle benim bitiremeyeceğim kadar fazla.
 Sokakları güzel ,temiz , eski mimariye sahip evler ve dükkanlarla dolu her türlü yerleşim yerinde saatlerce dolaşabilirim. Yorulunca o çok sevimli dükkanlardan birine girip, bir çay içip, bir şeyler
atıştırıp, sonra kaldığım yerden devam edebilirim.
 Moda'daki cafeleri ,sokakları çok severim. Gerçi son zamanlarda sanırım oralarda şantiyeye dönüşmüş ama özlerim zaman zaman o sokakları.
 Safranbolu sokaklarını , Şirince sokaklarını , Kaz dağlarındaki köyleri severim. Huzur dolu gelir, bir rüyada gibi gezinirim oralarda.
 Bunlar dışında henüz gitmediğim görmediğim ama seveceğimden emin olduğum dünya kadar dünya köşesi olduğunu da hissediyorum. Keşfetmek ve şaşkın bakışlarla gözlemek çok büyük bir keyif veriyor genel olarak bana.

13 Mart 2018 Salı

Şu Andaki Müzik Listem 11/52

  Benim hiçbir zaman müzik listem olmadı. Sevdiğim müzikler oldu, daha fazla sevdiklerim oldu, kesinlikle tahammül edemeyeceklerim oldu ama bir müzik listem olmadı. Çünkü kulaklıkla müzik dinlemeyi sevmiyorum. Sakin sakin arka fonda çalmalı müzik benim için. Bazen de çok coşmak istiyorsam yüksek sesle ama yine arka fondan gelmeli. Kulağım içindeki o beni son derece rahatsız eden kulaklıktan gelmemeli. E hal böyle olunca da müziğe sürekli ulaşabilen biri olamıyorum doğal olarak. Açık ofiste çalışan bir insan olarak, herkesin kendi zevkine göre sakin sakin müzik çaldığı bir ortamın bir noktadan sonra uğultulu bir ortam olacağını biliyorum. Bu yüzden de iş yerinde pek tercih etmiyorum müzik dinlemeyi iş yerinde.
 Yine de aklımda çalan müzik listesini şu şekilde sıralayabilirim.
 *90ları dinlemeyi çok severim. Bana gençliğimi hatırlatır. O günlerde hiç sevmediği düşündüğüm yada dalga geçtiğim şarkılar bile beni alııııp çok başka yerlere götürür.
 *Dur bir sanatçı veya grup seçeyim de bütüüün şarkılarını şöyle bir dinleyeyim dediğimde ise aklıma ,
Candan Erçetin , Fatih Erkoç, Nazan Öncel , Model ,Sıla, Duman gelir . Bazen değişkenlik gösterir bunlar ama genelde ilk bunlar gelir aklıma.
 *Bazen de klasik müzik kulağımı iyileştirme gayreti içine girer ve seçtiğim bir sanatçının tüm eserlerini duyar duymaz tanıyabilmek için bir yandan ruhumu dinlendirir bir yandan da bir nevi ders çalışır gibi klasik müzik dinlerim .
 İşte müzik ile münasebetim böylesine karmaşık bir o kadar da sakindir benim.

Dünyayı Nasıl Görüyorum? 10/52

  Dünyayı hiç iyi ,hiç güzel ve hiç adil görmüyorum. Bu konu üzerinde çok fazla düşününce de inanılmaz bir karamsarlığa kapılıyor ve mutsuz oluyorum. En iyisi dünyanın güzellikleri görmek ve kendi küçük dünyanda sakin sakin yaşamak diyorum bu mutsuz anlarımdan çok yorulduğumda. Sonra bu da insanlık değil ki insanlar ne hallerde yaşamaya çalışıyor diyorum. Sonra yine aynı mutsuz döngüye giriyorum. Yani bir öyle bir böyle karmaşık bir ruh haliyle görebildiğim kadar iyi yanlarını görmeye çalıştığım bir dünya var karşımda.
 Görmek istediğimse , herkesin birbirine zarar vermeden sakin sakin yaşadığı , geleceğinden endişelenmediği , en önemli güvenlik ilkesi olan yaşamına devam etme hakkından mahrum kalmadığı bir yer.
 Tüm bunları düşünürken aklıma gelense Zülfü Livaneli'nin Son Ada kitabı.
 Bu düşüncenin üstüne ise söylenecek pek bir şey kalmadığı.